• DOĞU KARADENİZ SAĞLIK TURİZMİ DERNEĞİ
  • TRABZON
view_headline close

Sağlık Turizminde Güven

Behlül Ünver

 

“Geleceğin sağlık turizmini yalnızca teknoloji veya yatırımlar değil, güven inşa edebilen ülkeler şekillendirecektir.”

Bugün ise bu güvenin neden sağlık turizminin en değerli sermayesi olduğunu birlikte değerlendirmek istiyorum.

Sağlık turizmi, diğer sektörlerden farklıdır. İnsanlar bir otomobil satın alırken hata yapabilir, bir otel seçiminden memnun kalmayabilir ya da bir ürünü beğenmezse değiştirebilir. Ancak konu sağlık olduğunda verilen karar, çoğu zaman insan hayatını doğrudan etkiler. Üstelik bunun sonuçları yalnızca hastayı etkilemez. Yaşanabilecek olumsuz deneyimler, ülkelerin uluslararası itibarı ve sağlık markası açısından da önemli değer kayıplarına yol açabilir.

Bu nedenle uluslararası bir hasta, tedavi olacağı ülkeyi seçerken öncelikle güven arar.

Elbette fiyat önemlidir. Elbette teknoloji önemlidir. Elbette hekimin deneyimi önemlidir. Ancak bunların tamamının üzerinde yer alan görünmeyen bir değer vardır:

Güven.

Yıllardır farklı coğrafyalarda yürüttüğümüz çalışmalar bana önemli bir gerçeği gösterdi.

Güven her ülkede aynı şekilde oluşmuyor.

Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde bir temsilcilik veya hasta koordinasyon ofisi açtığınızı düşünelim. O ofiste çalışanların tamamı Türkiye’den gitmiş profesyoneller olsa bile, ilk aşamada güven oluşturmak zaman alacaktır. Çünkü Amerikan sağlık sistemi güçlü kurumsal yapılar, yerel referanslar, hukuki güvenceler ve uzun yıllara dayanan marka algısı üzerine kuruludur. Burada yalnızca iyi olmak yetmez; bunu yerel toplumun kabul edeceği şekilde gösterebilmek gerekir.

Buna karşılık Türk Devletleri, Ortadoğu ve Afrika’nın önemli bir bölümünde güvenin oluşma dinamikleri farklıdır. Ortak tarih, kültürel yakınlık, insani ilişkiler, devletler arasındaki iş birlikleri ve kişisel referanslar güven inşa sürecini önemli ölçüde hızlandırmaktadır.

Avrupa ise bambaşka bir yapıya sahiptir.

Burada güven yalnızca kültürel yakınlıkla oluşmaz. Akreditasyonlar, uluslararası kalite belgeleri, bilimsel yayınlar, dijital görünürlük, hasta deneyimleri, hukuki altyapı ve kurumsal şeffaflık karar sürecinde belirleyici rol oynar.

Dolayısıyla sağlık turizminde tek tip bir güven modeli yoktur.

Her coğrafyanın kendi sosyolojik, kültürel ve ekonomik dinamikleri vardır.

İşte tam da bu nedenle sağlık turizminde başarı yalnızca iyi hastaneler kurmakla değil, hedef pazarı doğru okumakla mümkündür.

Bir ülkeye aynı yöntemle yaklaşarak dünyanın tamamında başarılı olmayı beklemek gerçekçi değildir.

Bugün bazı kurumlarımızın uluslararası pazarlarda zorlanmasının nedenlerinden biri de budur. Pazarlama stratejileri çoğu zaman ülkelerin beklentilerine göre değil, kendi alışkanlıklarımıza göre şekillenmektedir.

Oysa güven; hedef ülkenin kültürünü anlamakla, beklentilerini doğru analiz etmekle ve uzun vadeli ilişkiler kurmakla inşa edilir.

Sağlık turizmi artık yalnızca tedavi sunan bir sektör değildir. Aynı zamanda ülkeler arasında güven köprüleri kuran bir sağlık diplomasisi aracıdır. Bir ülkeye güven duyuluyorsa yalnızca hasta gelmez. Yatırım gelir. Akademik iş birlikleri gelişir. Bilimsel projeler artar. Sağlık profesyonelleri arasında bilgi paylaşımı güçlenir. Uluslararası marka değeri yükselir. İşte bu nedenle güven, sağlık turizminin en değerli sermayesidir.

Bu sermaye maalesef reklam kampanyalarıyla satın alınamaz. Yıllar içinde inşa edilir. Ancak yanlış bir uygulama, eksik bir iletişim veya etik dışı bir davranışla çok kısa sürede kaybedilebilir. Güven, bir babanın evladıyla kurduğu ilişkiye benzer. Yıllar içinde emekle inşa edilir; ancak tek bir hata, yılların birikimini kısa sürede zedeleyebilir. Sağlık turizminde de güven kaybedildiğinde, onu yeniden inşa etmek son derece zordur.

Türkiye bugün güçlü sağlık altyapısı ve yetişmiş insan kaynağıyla önemli bir avantaj yakalamıştır. Bundan sonraki en büyük hedefimiz, bu avantajı kalıcı uluslararası güvene dönüştürmektir. Çünkü geleceğin sağlık turizminde kazanan ülkeler; en büyük hastanelere sahip olanlar değil, uluslararası hastanın gönül rahatlığıyla ‘Bu ülkeye güveniyorum.’ diyebildiği ülkeler olacaktır.

Bir sonraki yazımızda sağlık turizminde markalaşmanın yalnızca tanıtımla değil; güven, kalite ve sürdürülebilirlikle nasıl inşa edildiğini birlikte değerlendireceğiz.

Behlül Ünver
Dünya Sağlık Turizmi Platformu Başkanı